Kedi ağıtlarından bıktım artık; sineklerin sabahları beni uyandırma işgüzarlığından da. Karıncalar da etimi reddetmiş; daha ne olsun?
Balina nefessiz küfrediyor; intihara meyilli. Kısa ve acısız bir ölüm yolu arıyor; kendini kıyıya vurmak ona göre değil anlaşılan.
Ölmek istiyorsun öyle mi? İlaç getirdim sana balina; dünyanın tüm boktan ilaçlarını, aç ağzını. Ölüm senin şifan olacak belli ki. Hafif bir ölüme hazır ol. Gerçi benim gibi bir faydasızı yesen de olur; anında geberir gidersin. Ama benim ölümüm de kısa ve acısız olsun; tıpkı senin, kendin için istediğin gibi.
Aslan miskinlikten bıkmış. Kafasına limon sıkıp yeni tarz yele modelleri deniyor; faydasız... Bavulunu hazırlayıp ceketini koluna alıyor; yol uzun, geceleri de soğuk olur. Yolluk hazırlamış kendine kendince; yolda avla falan uğraşmak istemiyor belli ki, ya da o adi sırtlanlarla: Erkekseniz teker teker gelin lan.
Güneşi takip eden bir aslan; batıya gidiyor besbelli.
-Dur aslan; ya beni de götür ya sen de gitme.
-Ben zaten senden kaçıyorum be abi.Bu miskinlikten bıktım.
-Ama bu senin doğan.
-Hangisi; miskinlik mi, bıkkınlık mı?
Eskiden bir su kaplumbağasıyla yaşardım. Kış uykusuna yatmış garibim. Kalk yerine yat, dedim. Siktir git lan başımdan, dedi. Üstü açık uyumasın; yel alır, diye üzerine bi' battaniye örttüm. Hafif bi' mırıldandı; zannımca hayır duasını aldım, kulak çınlatanından. O kış, son kışıymış garibimin; daha ilk baharında kör bir kartalın düşüne av oldu.
Düşünen bir horozla karşılaştım geçen gün; bak bak ne düşünüyor cibiliyetsiz: Ulan şu tavukların yumurtasını şu kadardan satsam, tek tavuk günde en az üç yumurta verse... Satamadığım yumurtaları yeni tavukçuk olmaları için ayırsam... Onlar büyüyünce onlara da çöksem. Onlardan da yeni yumurtalar alsam, kişi başı günde en az üç yumurta... Haydi bastır oğlum. Sahip kazanır, ben kazanırım, alan kazanır, tavuklar... Tavukları siktir et.
Horoz sen düşünme; bokunu çıkarıyorsun.
Geçen bir insan gördüm -Yalnız bunca yıllık insanım, böyle insan görmedim.- ; insan gibi insan değildi. Acayip hayvanlara benziyirsen, dedim. Sonra zaten bu gelene gidene horozlanan dümbüğü yukarıdaki hayvanlardan birine benzettim. Çok fena benzetmek istiyorum onu; çok feci, çok acı, çok kere hem de.
Zamanı Geldi
- [Ana Sayfa]
- Sensiz Sessizlik
- Algıda Bir Arıza
- Çıkarım
- Yavşak Sarmaşık
- Kör Kartalın Av Düşleri
- Gereksiz Tecrübe An(ı)ları
- İşkence Odası
- Bir Mucizenin Katli ya da Hakikatli Bir Arınma Teşebbüsü
- Travma
- The Thrill is Gone
- Düşümden Düşenler
- Kan Gölü
- Ötürük Bombası
- Ses, Deneme, 1-2
- Yokluğunda Hazan
- Kino
- Yokluk
- Güney Cenahından
- Rüya Tasviri
- Hayvan Herifler
- Sen gittin...Neyse...
- Gölge
- Düşündüm de
- Toprak ve Sen
- Ne Tanrılar Bekledim Zaten Yoktular
- Olmak ya da Olmamak
- Firavun
- Sudan Gelen
- Kar ve Kara
- Oldu, Olacak mı?
- Zamanı Geldi
5 Aralık 2013 Perşembe
Rüya Tasviri
Güya gerçeklikten kaçtığında biraz olsun huzura kavuşacaktı; böyle tembihlemişti kendine. Ama nedense kendisine ait olmadığını düşündüğü dertlerle baş başa kalmıştı yine.
Birkaç saat önce çıktığı işyeri yanıyordu. Sağa sola yayılmış cılız ateş, büyük bir tehdit gibi görünmüyordu ama kendi kendine söneceğe de benzemiyordu; yardım çağırmadan önce, tek başına müdahale etmeyi düşündü bu duruma. Yaptı mı, yapamadı mı, sonradan düşününce çıkaramadı; ama kendisini tüm olayların sonrasında bulduğunu hatırladı. Söndürmeye dair hiçbir şey hatırlayamıyordu. Tek hatırladığı, işyeri yanıyordu ve şimdi sönmüştü; arada neler geçmişti, bilmiyordu.
Bir bilirkişi kendisine yangının nasıl başladığını anlatmaya başladı. Dükkanın içinden geçen nehrin ortasındaki ağaç, yağmurun getirdiği sel sularıyla yıkılmış, bu da nasıl olduysa yangına yol açmıştı. Bilirkişi eklemişti; bunun mitolojideki karşılığı ("Mitoloji mi"; gerçekten böyle mi demişti? Rüyaları ilk defa saçmalamıyordu, bu defa da saçmalasa ne olurdu ki?), evet mitolojideki karşılığı: "Allah'a musallat olan"dı. Nerenin mitolojisiydi bu? Olmaz olsundu böyle rüya, ya da olsundu ya; olsundu böyle rüya.
Birkaç saat önce çıktığı işyeri yanıyordu. Sağa sola yayılmış cılız ateş, büyük bir tehdit gibi görünmüyordu ama kendi kendine söneceğe de benzemiyordu; yardım çağırmadan önce, tek başına müdahale etmeyi düşündü bu duruma. Yaptı mı, yapamadı mı, sonradan düşününce çıkaramadı; ama kendisini tüm olayların sonrasında bulduğunu hatırladı. Söndürmeye dair hiçbir şey hatırlayamıyordu. Tek hatırladığı, işyeri yanıyordu ve şimdi sönmüştü; arada neler geçmişti, bilmiyordu.
Bir bilirkişi kendisine yangının nasıl başladığını anlatmaya başladı. Dükkanın içinden geçen nehrin ortasındaki ağaç, yağmurun getirdiği sel sularıyla yıkılmış, bu da nasıl olduysa yangına yol açmıştı. Bilirkişi eklemişti; bunun mitolojideki karşılığı ("Mitoloji mi"; gerçekten böyle mi demişti? Rüyaları ilk defa saçmalamıyordu, bu defa da saçmalasa ne olurdu ki?), evet mitolojideki karşılığı: "Allah'a musallat olan"dı. Nerenin mitolojisiydi bu? Olmaz olsundu böyle rüya, ya da olsundu ya; olsundu böyle rüya.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)