5 Ağustos 2011 Cuma

Sensiz Sessizlik

Yağmur…
Pencere…
Ses; kaos…
Ânı, ânından çok farklı olan, ama bu benzersiz anları ayırt etmekte güçlük çıkaracak denli benzeşen.

Gideceğimi söyledim.



O ses bombardımanında dahi aldığı nefesten ne dediğini anlayabilirdim. İhtiyacım olan, fısıltının da azıydı.
Ben gidiyorum, dedim. Islanmak umrumda değildi.
Onun da umrunda olmamasını istedim.

“Ben gidiyorum.”




Belki de umrunda olmadığımı böyle gösteriyordu; oturduğu yerde öylece durarak, yığılmış vaziyette hareketsiz kalarak, mimiksiz dalarak.
Gitmeliydim. Ama…
Aması; fazla hareketsizdi.
Nefesinden manalar çıkaracağımı sanmıştım ama…
Nefes alamadığını bile fark edememişim.
Gideceğimi söylemiştim ama…
O çoktan gitmiş.

Sessizlik…
Sensizlik…
...
...
...

Yağmur yağıyor mu hala? Neden her şey durdu.
Ses ver.
Sensiz ıslanmak istemiyorum.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder